“Birlikte Mücadele, Birlikte Tasarım” Antalya Uluslararası Mimarlık Bienali’nde

Bu yıl üçüncüsü düzenlenen Antalya Uluslararası Mimarlık Bienali’ne Düzce Umut Atölyesi, S.S. Evsiz Depremzedeler Dayanışma Konut Yapı Kooperatifi ve DepDer’in yaşanabilir bir mahalle kurma mücadelesini konu alan çalışmalar ile katıldı.

Depremzedeler Derneği'nin kuruluşundan günümüze kadar mücadele aşamaları

Depremzedeler Derneği’nin kuruluşundan günümüze kadar mücadele aşamaları; tasarım Emrah Kavlak

Fatih Pınar ve Burcu Kolbay’ın üç ayrı belgesel ile katkı koyduğu bienal kapsamındaki sergide, Emrah Kavlak‘ın hazırlamış olduğu bir adet de “timeline” bulunuyor.

Fatih Pınar ve Burcu Kolbay'ın hazırladığı mücadele ve tasarım süreci belgeselleri

Fatih Pınar ve Burcu Kolbay’ın hazırladığı mücadele ve tasarım süreci belgeselleri

Belgeseller depremi, depremden sonra başlayan mücadeleyi ve “birlikte mücadele, birlikte tasarım” sürecini arşiv görüntüleri, Düzce Umut Atölyesi gönüllüleri ve Kooperatif üyeleri ile yapılan röportajlarla görünür kılarken; timeline, hukuki ve fiili hak arama mücadelesini grafik bir dil ile ifade ediyor.

“Geleceği Düşünmek” temalı bienal kapsamındaki panellere Düzce Umut Atölyesi gönüllülerimizden mimar Öncül Kırlangıç ve mimar Gizem Pilavcı ile S.S. Evsiz Depremzedeler Dayanışma Konut Yapı Kooperatifi üyelerinden Vildan Konca ve Kooperatif başkanı Sami Kılıç konuşmacı olarak katıldılar.

Moderatör Yaşar Adanalı ve konuşmacılar Vildan Konca, Sami Kılıç, Öncül Kırlangıç, Gizem Pilavcı

Moderatör Yaşar Adanalı ve konuşmacılar Vildan Konca, Sami Kılıç, Öncül Kırlangıç, Gizem Pilavcı

“Bizi depremzede olarak değil, sorun olarak gördüler”

Depremden sonra yerleştirildikleri geçici konutlarda ve prefabriklerde karşılaştıkları zorlukları, kooperatifleşme sürecinde yaşadıkları güçlükleri ve karşılaştıkları engelleri konuştuk. Depremden sonra depremzedelerin anayasal hak olarak tanımlanmış “barınma hakkı” için verdikleri mücadeleyi biraz yakından takip edenler fark edeceklerdir; depremzedeler deprem sonrası yaşadıkları mekanların fiziksel yetersizlikleri yüzünden karşılaştıkları olumsuzlukların yanısıra, dönemin bürokratları tarafından da huzursuz edilmişlerdir. Tüm bu direnç kırıcı unsurlara karşın umutsuzluğa kapılmadan 13 yıl boyunca haklarını aramış olmalarında birlikteliğin, dayanışmanın önemini bir kez daha dinledik kendilerinden.

Kooperatif üyesi, sevgili ablamız Vildan Konca depremden sonra karşılaştıkları güçlükleri değerlendirirken “Bizi hiçbir zaman depremzede olarak görmediler; her zaman bir sorun olarak gördüler. Bir buçuk ay boyunca su ve elektrik olmadan sınava hazırlandı çocuklarımız. Suları keseceklerini öğrendiğimizde gittik konuştuk, ‘Çocuklarımız sınava girdikten sonra kapatın suyu, elektriği,’ dedik. ‘Tamam,’ dediler. Sonra birden kestiler, hemen kesmeyeceklerine söz verdikleri halde. Ama yine de o sene prefabriklerdeki bütün çocuklar bir yerlere yerleşti, bir kişi bile açıkta kalmadı,” diyor.

“Katılımcılık ve birlikte çalışma olursa eğer, iyi kooperatifçilik yapılabildiğini Türkiye’ye göstermek hedefindeyiz”

13 yıl süren bu hak arama mücadelesi, yaşanabilir bir ev talebinden çıkıp uzun dava süreçleri halini nasıl aldı? Bu soruya, “Türkiye’nin en deneyimli kooperatifçisi” diyebileceğimiz Kooperatif başkanı Sami Kılıç abimizin yanıtı şu:

“Biz bu işe başlarken bu kadar uzun süreceğini tahmin etmemiştik. Yasaya göre yaptığımız her şey doğruydu. Biz, kooperatif kurup konut edinmeyi talep etmiştik. Ancak, Ankara bu talebimiz ile bizimle görüşmeyi reddetti. Ne zaman ki Ankara görüşme talebimizi reddetti, o zaman bu iş bir talep olmaktan çıkıp mücadeleye dönüştü. Yalnızca mimar, mühendis yaptı diye güvenli olmuyor o konut; insan, kendisi inşaatında çalışırsa, her adımında yer alırsa güvenlidir o konut. Biz, Çalışma Bakanlığı ile de oturup görüştük, üyelerin inşaatta çalışması koşulunu getirdik Kooperatif Yönetmeliği’ne. Böyle katılımın sağlandığı önlemler alınır, bu koşullar sağlanırsa iyi kooperatifçilik yapılabileceğini Türkiye’ye de örnek olarak göstermek hedefindeyiz.”

“Satılması için değil, yaşanması için mekanlar tasarlamak”

Piyasa koşullarında mimarlık mesleğinin gelmiş olduğu noktayı ve mimarların rolünü, diğer tüm meslek alanlarının da benzer şekilde yüzünü piyasaya dönmüş olmasını kendimize dert edindik. Atölye gönüllülerimizden inşaat mühendisi Faruk Büyükyoran arkadaşımızın bienal kapsamında sergilenen belgesellerde de ifade ettiği gibi,  “Mesleki egolarımızdan, bize öğretilen o ‘mimar bunu yapar, mühendis bunu yapar, şehir plancı bunu yapar, o bunu yapamaz’ gibi egolardan sıyrılmaya başladığımız zaman şunu gördük: o kadar üretken olabiliyoruz ki!” 

Atölye gönüllülerimizden mimar Gizem Pilavcı’nın panelde de dikkat çektiği üzere, mimarlar piyasada satılması için mekan tasarlıyorlar, ancak biz atölyede Düzceli depremzedeler ile birlikte hareket ederek içinde yaşanması için mekan tasarlıyoruz. Bu pratiğin, günümüz koşullarında deneyimlenmesinin pek mümkün olmadığını üzülerek kabul ediyor ve Düzce örneğinin Türkiye’de başka bir tasarımın da, başka bir kooperatifçiliğin de, başka bir kentleşmenin de mümkün olduğunu göstermesini umut ediyoruz.

Umudumuzu ve iyimserliğimizi kaybetmediğimizi, atölye gönüllülerimizden mimar Öncül Kırlangıç’ın “Her işte bir hayır vardır! Bu mücadele süreci bu kadar uzun sürmüş olmasaydı bizler bir araya gelip böyle bir tasarım pratiğinin içinde bulunma fırsatını yakalayamazdık. Düzce Umut Atölyesi ile biz de mimarlar olarak kendimizi, nerede durduğumuzu, ne yaptığımızı ve neye hizmet ettiğimizi sorguluyoruz,” sözleri ile ifade etmek mümkün!

“Aa! Salon buradaymış, mutfak biraz küçükmüş!”

Panelde, Kooperatif üyelerinin bu “birlikte tasarım” deneyiminden ne kazandıkları sorusu üzerine Kooperatif başkanı Sami abimizin “Atölyede arkadaşlar bütün üyelere tek tek ‘eviniz nasıl olsun istersiniz?’ diye sordular. Bizim isteklerimizi, evlerimizi nasıl kullandığımızı, alışkanlıklarımızı tek tek dinlediler ve bunları göz önünde tutarak evlerimizi tasarladılar. Başka örneklerde olduğu gibi, evi aldıktan sonra içine  girip ‘Aa! Salon da buradaymış, mutfak da biraz küçükmüş, 3 + 1 bu muymuş?’ demeyeceğiz. Biz, nasıl bir yerde yaşamak istiyorsak, öyle bir yerde yaşayacağız,” yanıtı sanıyoruz ki yeterince açıklayıcı niteliktedir.

Tüm bu deneyimin, barınma hakkının sağlanması, mahalle tahayyülünün gerçeğe bir adım daha yaklaşmış olmasının yanında bizce oldukça önemli bir noktayı Kooperatif üyesi Vildan abla şöyle dile getiriyor:

“Arkadaşlar bize, biraz daha abartılı hayal kurabilmeyi öğretti; bizi hayal kurarken sınırlarımızı zorlamak konusunda cesaretlendirdi; bütün bu tasarımlara daha farklı bakmayı öğretti.” 

Öyleyse, günün birinde herkesin sınırlar olmadan hayal  kurabileceği umudu ile…

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s