Düzceliler ve gönüllülerin ilk atölye değerlendirmesi : )

Okşan Yılmaz, 59

Okşan Yılmaz, 59

Mutfaklarımızı büyük yapın da bir daha geldiğinizde size sarma yapalım.

 

Nurcan Çakır, 44 Özge Çakır, Mimar Sinan Üniv. İç Mimarlık 4. Sınıf, 21

Nurcan Çakır, 44
Özge Çakır, Mimar Sinan Üniv. İç Mimarlık 4. Sınıf, 21

Nurcan Çakır, 44
Mutluyum. Kızım adına gurur duyuyorum. Açıkçası böyle bir projeyle bize dönüleceğini ben düşünememiştim. Gerçekten umutsuzluk kalıplaşmıştı, ama çok sevindim. Desteğin olmasına da sevindim.
Projenin temelinde insan odaklı olduğu için beni mutlu ediyor. İnsanın rahatı, insanın kendi öz isteklerini dile getirebilmesi. Bunların hepsi yapılacak değil tabii, ortak payda da buluşulacak. Ama fikrin bize sorulması insana verilen değeri gösteriyor.

Özge Çakır, 21
İnsanların oturmayı istedikleri evde oturacak olması çok iyi birşey. Hazır eve değil, kendi yaptıkları eve girmiş olacaklar.
Okulumun hocaları ve öğrencileriyle birlikte ben de bu projede görev alacağım için çok mutluyum. Görevimize ne düşecekse yapacağız.

 

Emine Pekdemir, 41

Emine Pekdemir, 41

Evleri şekillendirdik. Benim yaptığım başkalarına uymuyor. Başkalarının yaptığı bana uymuyor. Yeşillik alanları, çocuk parklarını çok fazla istiyorlar. Kreş istiyorlar. 42 dönüme kreş ve havuz sığar mı. Devlet zaten kreş yapıyor. Parklarda ses oluyor. Ben oturmak için kamelya isterim, parkta spor aletleri olan bölüm isterim.

Vildan Konca, 46 ve mücadele arkadaşları

Vildan Konca, 46 ve mücadele arkadaşları

 

14 yıldır mücadelenin içindeyim. Bugün burda olduğum için çok mutluyum. İş artık ciddiye vardı. Bir aşamaya geldik. Burdan sonra durmak yok. Çok zevkliydi bugün, misafirlere minnettarım. Bundan sonra da birlikteyiz. Ben bugün 3 artı 1 yaptım ama içimde çelişki var; 2 artı 1’e dönsem mi diye. Depremden sonra çadırda yaşadık, sonra prefabriklerde oturduk. O yüzden böyle gözümüzde büyük ev açlığı var herhalde. Evde konuşacağız ama herhalde 2 artı 1 daha mantıklı gelecek. Bizim gruptaki en büyük tartışma kreş olsun mu, çocuk parkları nerede olsun tartışmalarıydı.

 

Arslan Ailesi

Arslan Ailesi

Hasan Arslan, 43
Herkesin kendi fikirleri var tabii. Bizden fikir alınması çok güzel. TOKİ’de bizim evimizin Akrabalarımız, Depremzedeler Derneği’ne üye olanlardan haberimiz oldu. Ankara’ya gitmişler, meclisin önünde parklarda yatmışlar, çok sıkıntı çekmişler. Şimdi onların mücadelesi meyvelerini veriyor, biz de içindeyiz. Cenabı Allah bu yolu herkese göstersin. Allah herkesten razı olsun, herkes koşturuyor.

Aynur Arslan, 39
Eylül ayından beri mücadelenin içindeyiz. Oyunda herkes olumluydu. Bence arabaların park yeri yol kenarında olmalı, evlerin ortasında yeşil alan olsa güzel olur. Belki evlerin altında olsa güzel olur park yerleri. Ama tabii bu maliyeti arttırabilir.

 

 

Şener Altundal, Elektrik teknisyeni, 38

Şener Altundal, Elektrik teknisyeni, 38

Dayanışmacı gönüllülerin bu kadar aktif çalışmasını görünce çok mutlu oldum. İnsanların fikirlerinin sorularak yapılması çok güzel birşey. Biz de bu işe daha da sarılacağız. Daha önce de beraber resim çizmiştik, bugün de o gün çizdiğim resme benzer fikirlerimi ortaya koydum. Hani bir film vardı ya, Amerikan filmi, adı aklıma gelmiyor. Bitişik nizam evler vardır, hafif bayırdadır böyle. Dışardan 2-3 merdiveni çıkarsın hani. O tarz birşeyler istiyorum aslında. Bir de evlerin nizamını han gibi hayal ettim. Arsanın etrafında sıralılar, ortasında da park var. Bütün evleri 2 parsele sığdırabilirsek, dolgu alanı olan 3. Parseli de toplantı ve kreş gibi alanlar yaparız. Sadece ortak yaşam alanlarını oraya koyarız diye hayal ediyorum.

 

 

Sezen Türkoğlu, MSÜ Kentsel Tasarım Yüksek Lisans Öğrencisi, 24

Sezen Türkoğlu, MSÜ Kentsel Tasarım Yüksek Lisans Öğrencisi, 24

Oyun grubunda çok farklı tasarımlar çıktı. Teras isteyen bir grup çıktı, sonra diğer gruplar da bunu tekrar etmeye başladı. Güzel fikirler çıkıyor. 3 parselin köşesinin değerlendirilip oranın ortak alan olmasını önerdiler. Tüm grup hemfikirdi bu noktada, biz de not aldık. Beklediğimden çok daha güzel şeyler çıktı. Şu an çocukları izliyorum, çok tatlılar. Keşke çocuk grubunda olsaydım.

Hülya Yorulmaz, Şehir Plancısı, 29
Bugün çocuklarla yaşamak istedikleri yere dair birlikte tasarlama oyunu oynadık. Çok güzel şeyler çıktı. Büyüklerin belki de çok düşünmediği oyun alanları, köpekler için barınak alanları, enerji evleri, paten sahaları. Aslında büyüklerin aklına gelmeyecek çok detay, ama hayata dair, onların dünyasına dair ipuçları yakaladık. Bizim için de çok öğretici oldu. Beraber oynadık, beraber öğrendik.
Çok yaratıcı isim önerileri de geldi. Mesela, Arkadaş Evler, Demir Evler, Çoklu Evler, Zengin Evler, Elele Konutları, Elbirliği Konutları. Bunlar dayanışmayı ve aslında bizim bugün yapmaya çalıştığımız şeyin mesajını çok net veren yaşam alanı isimleri. En azından çocukların bunu algıladığını ve bu şekilde yansıttıklarını görmek güzel.

 

Çiğdem Furtuna, Mimar, 29

Çiğdem Furtuna, Mimar, 29

Yaklaşık 3-4 grupla beraber alanda nasıl yaşanacağına dair bir çalışma yaptık. Aslında ben uzaktan baktığımda zorlanacaklarını düşünmüştüm. Fakat detaya girerek düşünüyorlar. Çekimse kalan az kişi tespit ettim. Genelde havuz istendiğini gözlemledim, sadece bir grupta havuz konusu tartışmalıydı ve bakımının zor olacağı söylendi. Arsayı çevreleme eğilimi yüksekti .Sadece son grupta arsayı çevrelersek üç parselin birbirinden ayrılacağı ve uzaklaşacağına dair konuşuldu, böylece diğerleri de bu görüşe kulak verip kapatmayalım o zaman dedi. Sosyal alanları 3 parselin birleştiği noktaya koyalım dediler ki herkese eşit mesafede olsun. Ama bu durumda da yollar kesiştiği için yol üzerinde kalacak diye endişelenip sosyal alanları içeri almaya çalıştılar. O zaman da hangi parselde ne olacak çatışması çıktı. Tek bir sosyal mekan isteyen olmadı. Kreşi gerekli görmediklerini söylediler. Sadece onların da istihdamının sağlanabileceği söylendiğinde olabilir dediler. Yufka üretimi ve fırın ihtiyacını söylediler. Gençler voleybol, basketbol ve futbol sahası istiyorlar. Genelde evlerinin önünde, gözümüzün önünde olsun mantığıyla çocuk oyun alanı istedi, bazılarıysa sesten rahatsız olabileceklerini söylediler.
Kütle olarak da, çok fazla bitişik nizam istemiyorlar çünkü yeteri kadar ışık alamayacaklarını düşünüyorlar. Tek katta sekiz daire fikrinde de herkes ışık alacak desek bile, arada kalanların ışık almamasından endişeliler. O yüzden bitişik nizam istemiyorlar. Aradaki mesafeler az dahi olsa, bunu tercih ediyorlar. Son grupta binaların arasını açıp yeşil alanı araya sokma teklifi geldi. Son grupta da parsellerin dışında, çekme mesafesinde yürüyüş yolu istediler. Başka bir grup ise bostanları çekme mesafesine aldı ekme-biçme yapmak için. Onlar ürünleri satmak da istediklerini belirttiler, hatta bir kişi reçel yapıyorum, satabilirim dedi.
Bir de herkes 110 m2 istiyor! : ) Kimse 80 istemiyor, haksızlık olacak diye endişeliler…
Bir grup 1 artı 1’lere çözüm önerisi getirdi. Yaşlıları oraya koyalım, zaten asansörü ve terasları olsun ve güneye baksınlar dediler. Adaletsizliği böyle giderelim dediler.

 

Yasemin Durmuşoğlu, 29, Tekstil işçisi

Yasemin Durmuşoğlu, 29, Tekstil işçisi

 

Evleri yerleştirdik, alanlarımızı kurduk, istediklerimi dile getirdik bugün. Herşey çok güzeldi. Yeşil alanı çok olan, parkları olan güzel bir yer istiyorum. Genelde komşularla hemfikirdik, herkes 110 m2 büyük ev istiyor. Alan kısıtlı ama inşallah istediğimiz gibi olur. Herkes 110 m2 isterse oyun parkı bile kalmaz herhalde ama bakalım.

 

Elmas Çolak, 1959 doğumlu, Evde dikiş dikiyor

Elmas Çolak, 1959 doğumlu, Evde dikiş dikiyor

Bugün Allah sizden razı olsun çok güzeldi. Planımız çok harikaydı. Arkadaş da çok değer verdi, teşekkür ederiz hepsi için. Garajlar, piknik alanları, yeşil alan yaptık, çok güzel oldu. Sonra diğer kadınlarla birlikte önceden eksik olan bölümleri konuştuk, tamamladık. 13 senedir mücadelenin içindeyim. 13 seneden beri pes etmedim, çok şükür Allah’a. Bir an önce eve geçmek istiyorum, çok heyecanlıyım. Benim hayalim hiç gitmedi çok şükür, Allah’tan ümit kesilmez diye devam ettim. Yılmadım gittim geldim. Dışardan olmaz dediler ama şimdi bırakanlar utanabilir. Oğlumu da kaydettim o da devam ediyor.

 

Umit Yavuz

Daha yeni üyeyiz. 10 yıldır kirada oturuyoruz, iki depremi de burada yaşadık. Bugün herkes binaları tek katlı istedi ama maket üzerinde herkes gördü. Muhtemelen 4 kat olup nasıl yerleşeceğini, yeşil alanların nasıl dağılabileceğini gördük. Arkadaşlarla sohbet edip şu anda oturduğumuz TOKİ evlerinde nasıl sorunlar yaşadığımızı konuştuk. Apartmanda oturmayan kişilerin nasıl sorunlarla yaşayabileceği görüldü. Mesela arakat ve apartman girişlerindeki seslerden rahatsız olunabileceği, yapı malzemelerinin TOKİ konutlarında deforme olduğu, hortumların boruların patladığı, lavabolardan kötü kokuların nasıl geldiğini konuştuk. Güneş konusu hassastı. Alan evler olacak, almayan evler olacak. Aynı hizada olsalar görüntü de kirli oluyor, ip gibi dizsen olmaz. Bakacağız artık planlar çıkınca. Ama çözülür muhtemelen. Herkesin istediği olacak diye birşey yok. Uyacağız.

 

 

Murat Çelik, Öğretmen, 45

Böyle bir organizasyon sadece büyük holdinglerin yapabileceği türden bir organizasyondu. Birebir insanlara projeleri tanıtmak, detayları vermek ve bu olaya grupsal, sinerjik yaklaşım çok kolay birşey değil. Bugün güzel, zevkli, eğlenceli ve rahat geçti. İnsanların kafasındaki soru işaretleri netlik kazandı. İnsanlar nelerin olabileceğini görerek tavır aldılar. İnsanların daha da çoğalacağını ve projeye sarılacağına kesin gözüyle bakıyorum.

1999’dan beri mücadelenin içindeyiz. O günlerde bugünleri hayal edemiyorduk. O gün mahşer günüydü. Paranız olsa bile paranın geçmediği bir dönemdi. O gün ne yiyebiliriz, acaba kim öldü korkusuyla yaşadık. Hiçbirşeyin olmadığı, kimsenin ulaşamadığı bir yer düşünün. Ama bugün buradayız.

Sosyal alanlı olsun istiyorum. Depremden önce insanlar rant peşindeydi. Bu rantın yerini sosyal yaşam alsın. Aslında bu bence daha çok rant yapacak çünkü çocuklarımız, büyüklerimiz sosyal alanlar olmadan yaşayamaz. Ailelerin, hanımların birlikte oturabileceği yerler yok. Af buyrun, fareler gibi hissediyoruz kendimizi. Televizyona tutsak düşmüş insanlar.

 

 

Ahmetcan Alpan, Araştırma Görevlisi, 31

Ahmetcan Alpan, Araştırma Görevlisi, 31

Bugün beklediğimden çok daha iyi geçti. İlk oyunda ilk denememiz olduğu için bizim için zorluk oldu. Fakat aksaklıklarımız giderildiğinde gayet iyi oldu, sonrasında herkesin bu kadar sahiplenmesi çok güzeldi. Beklediğimizden çok daha iyi hem nicelik hem nitelik olarak bir katılım oldu.
Aslında bu kadar plancı ve mimari bir masanın etrafına toplasaydık, bundan daha iyi birşey çıkmayabilirdi diye düşündüm.
İlginç tartışmalardan biri alanın duvarlarla çevirilip çevrilmemesi konusuydu. Diğer bir konu evlerin metrekaresiydi. Çoğunluk en büyük seçeneği istedi fakat alanın verdiği imkanlarla karşılaştıklarında onlar da belirli tavizler vermeleri gerektiğini farkettiler ve orta yok bulundu diye düşünüyorum.

 

Yaşar Adanalı, Plancı, 34

Yaşar Adanalı, Plancı, 34

Yorucu, heyecanlı, verimli, sorulu ve iyi geçti bugün. Farklı gruplarla konutların yapılacağı arazinin ölçekli bir modeli üzerinde nasıl bir mahalle ve nasıl bir yerleşim alanı istediğimize dair deneme ve yanılmalar yaptık. İnsanların kafasındaki soruları ortaya çıkarmaya, uyuşup uyuşmadıkları noktaları bulmaya, hayallerini ve mevcut kısıtlayıcı durumları, sınırları birarada görmeye çalıştık. Herhalde bu noktada kafalarını biraz daha bulandırdık. Bu da kötü birşey değil. İyi birşey.
Model üzerindeki çalışmalarda grup dinamiği belirleyici. Ne istediğinden halihazırda çok emin olan üyelerin dinamiğiyle bilmeyenlerin dinamiği farklıydı. Grup içinde baskın olma potansiyeli yüksek üyeler dinamiği değiştiriyordu fakat ortaklaşabileceğini de gördük. Üzerinde çalışmamız için çok sayıda verimiz var.
Bundan sonraki adım toplanan veriler ve insanların kafasındaki soru işaretleriyle birlikte ilerlememiz gerekiyor. Bunu yaparken bu ve daha önceki süreçte izlediğimiz şekilde, bu tasarım sürecini birlikte yürütmemiz gerekiyor. Bu zorlu birşey, bugün onu da gördük. Model üzerinde mimar ile yaşayanın birarada konuşması zorlu birşey ama aynı zamanda da imkanları çok olan birşey. Bu şekilde devam etmemiz gerekiyor.
Yavaş yavaş kararlar almaya başlayabiliriz. Şimdi daha serbestiz, yavaş yavaş uzlaşabildiğimiz kararlara doğru odaklanmamız gerekiyor. Ve tabii evin içine de girmemiz gerekecek.

 

Öncül Kırlangıç Mimar, 30

Öncül Kırlangıç Mimar, 30

Bugün yorucu bir gündü ama buna değdi. Katılımcı tasarım aslında sürekli konuştuğumuz, tartıştığımız; benim de kendi adıma üzerinde çalıştığım bir konu. Bunu Türkiye’de gerçekleştirdik bugün. Doğrusuyla yanlışıyla, gerçekten kullanıcıyla, yani orada yaşayacak Düzceli depremzedelerle, yaşayacakları yerleri birlikte maket yaparak tartıştık. Binalar böyle mi olsun, burada yeşil alan olacak mı gibi sorularla onları da düşündürterek, onlarla birlikte tartışarak bir çalışma gerçekleştirdik. Bence çok verimliydi, bize tasarım süreci için çok fazla veri oluşturdu. Ve en önemlisi katılımcılığı hem kendi içimizde, yani meslek insanları olarak da kendi içimizde ve toplumla birlikte hayata geçirebileceğimizi görmüş olduk. Benim açımdan bu deneyim önemli. Bundan sonrasında da aynı motivasyonla ve aynı bakış açısıyla devam edebileceğimizi ve gerçekten örnek bir süreç oluşturabileceğimizi umuyorum.

En çok tartışma noktaları metrekarelerdi. Biz daire metrekareleri için alternatif şablonlar oluşturmuştuk, bu şablonları da aslında çok standart bir takım veriler üzerinden çıkarmıştık. Ama bunun üzerinde çok fazla odaklanma oldu. “110 metrekarede oturmalıyız, 80 metrekare çok düşük, bu 80 metrekareleri kullanmak zorunda mıyız…” gibi. Korktuğumuz kadar şu olmadı mesela: sadece kendi konutunu düşünüp geri kalanını düşünmeme gibi bir eğilim, kendi çalıştığım gruplarda gördüğüm kadarıyla çok yüksek olmadı. Komşularını düşünerek, çeşitli yönlendirmelerle de olsa, bir şeyler yapmaya çalıştılar ama metrekarelere çok takıldılar.
Bunun dışında çokça tartışma vardı elbette ama benim açımdan dikkat çekici olan bir konu ortaya çıktı. Biz olabildiği kadar önlerini açıp, olabildiği kadar mevcut verilerle bir şeyler ortaya çıkarmalarını, yaratıcıklarını kullanarak akıllarına geleni yapmalarını istedik. Ama önce başladılar ve bir noktadan sonra: “bizim zaten durumumuz belli, yani park diyorsunuz güzel olur ama önce bir konutumuzu yapalım” dediler ve bu çarpıcıydı. Biz de sürekli şunu anlatmaya çalıştık, herşey mümkün, ekonomik nedenlerle kendinizi kısıtlamayın. Konutunuz önemli, içinde yaşayacaksınız ama konutunuzun dışında da o yoldan geçeceksiniz, işinize gideceksiniz, o parkta oturacaksınız, bunları da düşünün. Gerisini zaten hep beraber süreç içinde tartışacağız. Bu konuşmalar ne kadar etkili oldu bilemiyorum ama umarım süreç içerisinde biraz daha rahatlayabilirler.

Sami Kılıç, Emekli, 64

Sami Kılıç, Emekli, 64

 

Bugünümüz çok güzeldi çünkü 2003’te başlayan hak arama mücadelesinde kısaca seçilmiş ve atanmışların evsahibi olmayan kiracılara yaptığı tam kelimenin anlamıyla zulumü hukuk yoluyla aştık. Kazanmış olduğumuz mahkeme kararının sonucuyla, talep ettiğimiz konut yapabileceğimiz arsaları Toplu Konut İdaresi’nden parasıyla aldık. Dolayısıyla 12 yıldır yapmış olduğumuz bu çalışmayı, memleketin dört bir köşesinden duyan, bilen, erdemli insanların, iyi gönülleriyle, güzel kalpleriyle, biz de o insanlarla yardımlaşalım diyerek gelip bizimle dayanışma içersinde olmalarından son derece mutluluk duyduk. Gerçekten bunu anlatmak kelimelere sığmaz, büyük bir onurdur bizim için, onların adına da büyük bir erdemdir. Onların hepsine sonsuz teşekkürlerimizi sunuyoruz.
Bugün kooperatifimizin ortakları maketlerle tasarım çalışması yaptılar, konutların katlarına dair fikir söylediler, binalarının arsa üzerinde nasıl olması gerektiğine dair bizzat elleriyle konutları yerleştirerek mahallelerini kurdular. Çocuklarımız çocuklar dünyasında ne hayal ediyorlarsa yaşamak istedikleri, onları çizdiler. Dolayısıyla çizdikleriyle bir duvar gazetesi de yapıldı burada. Biz bugün tam anlamıyla kelimenin karşılığı olursa, 7’den 70’e hayal ettiğimiz mahalleyi, bir yerleşim merkezini kurmaya çalıştık, hayali olsa da… İnşallah darısı gelecek yıllarda bu hayali gerçekleştirip o mekanlarda sizinle bu görüşmeleri yapmak.
Bu toplumda insanların yapılan her iyi işe, akıllarını koymadan, emeklerini koymadan, herhangi bir destekte bulunmadan, burunlarının ucuyla küçümsemelerini yıllardır biliyorduk zaten. Bu durum insanların o fiziki alanlarda yaşamaya başlamalarına dek devam edecek, şüphemiz yok. 🙂

 

Merve Bedir, Mimar, 35

Merve Bedir, Mimar, 35

Bu mahallede nasıl bir yerleşim olabileceğine dair herkes çok bilinçli gelmişti, bu benim için ilginçti. Günün sonunda aslında belli bir yaklaşıma da gitti herkes. Çıkan şey benim için biraz hayalkırıklığıydı. Çünkü sanki arazinin yanındaki TOKİ konutlarını da yapsak olur gibiydi, veya ‘‘Siz ne yapsanız bizim kabulumuzdur’’ gibi bir yaklaşım da vardı. Bu daha az beklediğim birşeydi. Ama bunun dışında pratiğin kendisi çok değerli birşey. Sadece bunu görmek bile çok değerli. Bu açından her anlamda bir kazanç aslında. Bir de bütününde düşündüğümüzde insanların böyle bir süreç sonunda oturdukları ev, onlar için çok daha değerli olacaktır. Daha çok sahiplenecekleri, daha iyi bakacakları bir mahalle olacaktır, kendi başına bu değerli birşey.

İdil Akyol, Şehir Plancısı-Akademisyen, 28

İdil Akyol, Şehir Plancısı-Akademisyen, 28

Verimli ve güzel bir gündü. Daha önce böyle bir çalışmanın içinde bulunmamıştım. Biz bugün gençlerle 15-25 yaş arası gençlerle odak grup çalışması yaptık. Yaklaşık 20 gençle beraberdik. Derinlemesine mülakat yapma şansımız da oldu çünkü ufak gruplarla çalıştık. Onlar da eğlendi diye düşünüyorum.
Mahallede neden memnunsunuz, neden değilsiniz diye sorduk ilk önce. Bu konuyla ilgili park alanlarının çok önemli olduğunu gördük. Bunun dışında boş zamanlarınızda ne yaparsınız diye sorduğumuzda Düzce’deki gençlerin hayatında kafelerin çok önemli olduğunu gördük. Fakat bunlar hep merkezde yoğunlaşıyor. Bir yandan da bir kafe ihtiyacı olduğu için bir çelişki doğuyor. Çünkü burada bir kafe yapılsa hangisine gidersiniz dediğimizde de merkezi tercih ediyorlar.
İstisnasız en yaygın talep spor alanıydı. Herhangi bir eğitim almak ister misiniz dediğimizde ise gitar, keman ve resim öne çıktı. Mahalle korosu kurmak isteyen de biri vardı.
Son sorumuz da evinizde en çok nerede vakit geçirirsinizdi. Burada 15-20 yaş arası kendi odalarını tercih ederken, 20-25 yaş arası salonu, televizyonun bulunduğu odayı tercih etti. Hepsi kendilerine ait bir alan istiyorlar. Metrekaresi önemli olmasa da kendilerinin olması önemliydi.
Bir de balkon çok öne çıktı, mümkünse büyük olsun dendi.
Gençlerde mahremiyet ihtiyacı açık ortak alanlarda da ortaya çıktı. Çardak öne çıktı, ama mutlaka kapalı çardak. En azından yukarıdan görünmeyen olması istendi.

Reklamlar

One Comment

  1. emeklere, sabra, akla, kalbinize sağlık..aynı hissiyat ve heyecanla devam etmesini diledik. okumuş anlamışın bilgisini tecrübesini ihtiyaç sahibini sarıp sarmalayacak hakikatle paylaşmasına çook çook ihtiyaç var. umarım emsal olur..değeri anlaşılır.daha fazla emsallere vesile olur.

    Liked by 1 kişi

    Cevapla

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s